Konuğumuz: PERYÖN Genel Sekreteri Özlem Helvacı Kılıç

GörselÖzlem Helvacı Kılıç

PERYÖN Genel Sekreteri

1970 doğumlu Helvacı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Kariyerine İletişim Bilgisayar’da Halkla İlişkiler Uzmanı olarak başladı. Yapı Kredi Bankası ve Tekstilbank’ta toplam 8 sene Kurumsal Pazarlama Bölümünde Portföy Yöneticiliği yaptı. Ardından sağlık sektöründe Kurumsal Pazarlama ve Halkla İlişkiler alanında yöneticilik yaptı ve birçok proje yürüttü. Acıbadem Sigorta’da Anlaşmalı Kurumlar Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı dönemde Türkiye kapsamında projeler yönetti.

Profesyonel çalışma hayatına 2007 Şubat ayından bu yana PERYÖN’ de Genel Koordinatör olarak devam etmekte olup,

PERYÖN çatısı altında birçok yeni projeyi hayata geçirdi.

 1.      PERYÖN, Türkiye’de İnsan Yönetimi alanında kurulan aktif derneklerden bir tanesi… PERYÖN ve çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

PERYÖN, 42 yıl önce Türkiye’de İnsan Yönetimi alanında kurulmuş ilk sivil toplum kuruluşu. Üye sayısı 3 bine yaklaşıyor. Bu üye sayısı ile özel sektörde istihdam edilen yaklaşık 2,5 milyon çalışan ve 1147 kuruma ulaşıyor. İstanbul Merkezi’ne bağlı 5 bölgede şubesi bulunuyor. PERYÖN, istihdama katkı sağlayan, mesleki gelişimi destekleyen platformların oluşturulmasına öncülük ediyor. İş dünyası, kamu, üniversite üçgeninde bağlayıcı, güçlendirici çalışmalar gerçekleştiriyor. Uygulamaları ile mesleki eğitimin yaygınlaşmasına ve istihdamın arttırılmasına katkı sağlıyor. İnsan kaynağı profesyonellerinin yanı sıra, her sektördeki yöneticiler, insan kaynakları alanında danışmanlık yapanlar, akademisyenler ve üniversite öğrencileri PERYÖN’e üye olabiliyor. Bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmak ve doğru verileri etkin bir şekilde kullanmak amacıyla PERYÖN Bilgi Yönetimi Platformu, insan yönetimindeki stratejik konular hakkında çalışmalar yürütüyor. Sadece insan kaynakları profesyonellerinin değil, insan yönetimine gönül verenlerin okuyup yararlandıkları başucu yayını olarak PY (Popüler Yönetim) dergisini okurlarıyla buluşturuyor. PERYÖN, her yıl düzenlediği İnsan Yönetimi Kongreleri ile yönetim alanında gündem yaratan etkinliklere imza atıyor. Her yıl sektörde iyi uygulamalara dönük farkındalığı arttıran ve özendiren PERYÖN İnsan Yönetimi Ödülleri’ni veriyor. Kurumsal ve Bireysel katılıma açık uygulama ağırlıklı eğitim faaliyetlerini PERYÖN Akademi çatısı atında organize ediyor. İnsan Kaynakları alanında kariyer yapmak isteyenler ile İnsan Kaynakları profesyoneli olarak iş yaşantısına devam eden ve bu alandaki yetkinliklerini geliştirmek isteyenler için Bahçeşehir Üniversitesi ile İK sertifika programları gerçekleştiriyor. T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yasal düzenlemeler, uygulamadaki ihtiyaçlar, iş dünyasının beklentileri konularında aktif çalışmalar yürütüyor. İş hayatına adım atmaya hazırlanan üniversite öğrencilerini, kişisel gelişim konusunda desteklemek ve vizyonlarını genişletmek amacıyla Ulusal Kariyer Panayırı’nda bilgilendiriyor. Yetiştirme yurtlarında yetişen/ yetişmiş olan genç kadınların sosyo-ekonomik açıdan güçlenmesi ve iş gücü piyasasına dâhil olmalarına destek vermeyi hedefleyen “Nar Taneleri” sosyal sorumluluk projesinde, Boyner Holding ve Grup Şirketleri, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile beraber yürütüyor.

 2.      PERYÖN olarak çok önemli projelere imza attınız. Bu projelerde aklınızdan hiç çıkmayacak bir anınız var mı?

PERYÖN’de yaptığım her proje benim için ayrı bir önem sahip ve hepsinin her anını hatırlıyorum. Geldiğim ilk sene yaptığımız kongre, Avrupa Kongresini Türkiye’ye getirmek için EAPM ile yaptığımız görüşmeler, 6. senesine girdiğimiz PERYÖN İnsan Yönetimi Ödüllerinin ilk fikrinin ortaya atıldığı gün, MYK ile insan kaynakları meslek standartlarını yazacak kurum protokolünün imzalandığı an, Nar Tanelerinin ilk döneminin açılışı, Kariyer Panayırı için yapılan proje çalışmaları… ve bir çok an bugün gibi aklımda… Ancak spesifik olarak “anı” dediğimizde aklımda ilk beliren aslında her sene yaptığımız Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük kongresinin açılış anlarıdır. 1 sene boyunca büyük bir emekle hazırladığımız kongrede bir oditoryum dolusu profesyonelin heyecanla açılışta hazır bulunmaları en unutamadığım anlar ve anılar.

3.      Türkiye’de İnsan Kaynaklarının gelişimi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Türkiye’de insan kaynaklarının gelişimi ile PERYÖN’ün tarihi arasında sıkı bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. PERYÖN üyelerinin, derneğin kuruluşundan itibaren iyi uygulamaları birbirleriyle paylaşmaları, dayanışma ruhu ve iletişimdeki başarı bugün Türkiye’deki şirketlerin insan yönetimi konusunda dünyanın gelişmiş ülkeleri ile neredeyse aynı seviyeye gelmesini sağladı. Elbette yüzde 90’ından fazlasını aile şirketlerinin oluşturduğu bir ekonomide bu sürecin çok hızlı olmasını bekleyemeyiz ama başta uluslararası ve yerel kurumsal şirketler olmak üzere pek çok şirkette “insana değer veren” bir kültürün geliştiğini söyleyebiliriz. PERYÖN Ulusal İnsan Yönetimi Ödülleri’nin 5 yıllık geçmişine bakınca da bu konuda iyimser olmak mümkün. Ödüllere başvuru sayısı her yıl biraz daha artıyor ve örnek, başarılı uygulamalar arasından seçim yapmak her yıl zorlaşıyor.

 4.     İş hayatıyla ilgili genç adaylara önerileriniz neler?

Genç adaylara öncelikle kişisel gelişimlerine yatırım yapmalarını öneriyorum. Bir yabancı dil bilen ikincisini öğrenmeli, teknolojiyi iyi kullanan, daha iyi kullanmak için çaba sarf etmeli ve en önemlisi “sabırlı” olunmalı. Özellikle de “kariyerde ilerleme” konusunda. Hız çağında yaşasak da iş hayatını götürenler halen X kuşağından insanlar. Ekonomiyi bugünkü duruma getiren ve hali hazırda gücü elde tutanlar onlar. Günümüzde hem şirketler hem de o şirketlerde çalışmak isteyen adaylar arasında rekabet çok fazla. Rekabette ayakta kalmanın yolu ise “diğerlerinden” farklı, çalışkan, çevik ve yaratıcı olmaktan geçiyor. Öğrenciyken staj yapmanın önemini bilmeyen yok ama bu stajlarda ne yapıldığı, geçirilen zamanın neye harcandığı, ne öğrenildiği (ve ne öğrenilemediği) çok önemli. Staj zamanı boşa harcanmamalı. Ayrıca, her zaman için ne istediğini bilmek, hem adaylara hem de şirketlere zaman kaybettirmeyecektir.

 5.    İyi bir İK’cı için olmazsa olmaz dedikleriniz nelerdir?

İyi bir İK’cı, iyi bir “insan yöneticisi” olmalıdır. Aslında bu, tüm yöneticiler için geçerli bir kural. İnsana değer vermeyen insanı iyi yönetemez. İK’cılar çalıştıkları kurumlarda da öncelikle “insana değer verme kültürü”nün gelişimine önayak olmalı. Sürekli gelişim, İK’cının yetkinliklerini geliştirmesini sağlayacaktır. Ayrıca İK’cıların talepkar olması da gerekiyor. İK’cılar arasından icra kuruluna girebilen ya da genel müdür (CEO) olabilen çok az sayıda insan var. Şirketlerinde farklı bölümlerde çalışmaları da onları geliştirecektir. Bunu da yöneticilerinden talep etmeleri gerekiyor.

 6.    Hayati Arpacı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Genç yaşına rağmen sorumluluk sahibi, yaptığı işi en iyi şekilde yapmak için her türlü kaynağa ulaşabilen girişkenlik ve akıl dolu kişi… 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: